Hesap sorulana dek Galatasaray, Cumartesi Annelerini ağırlayacak

  • 09:15 20 Ağustos 2018
  • Kadının Kaleminden

 

"Can kayıp, canlar kayıp. 23 yıldır kayıp olan birinin geri gelmeyeceğini bilirsin. Yine de her gün pencerenin kenarında oturur yolunu gözlersin. Yine de otuz yıl sonra geldiğinde evi bulabilsin diye evini boyamazsın. Yine de eve geldiğinde evde bulabilsin diye o günden bu güne evini değiştirmezsin."
 
Safiye Alagaş
 
23 yıldır kayıplarını arayan Cumartesi Anneleri, bıkmadan usanmadan, yılmadan her Cumartesi Galatasaray Meydanı'nda bir araya geliyor. Bu meydan 23 yıldır çocuğunu arayan annelerin, babalarını arayan çocukların, kardeşlerini arayanların çığlına tanıklık ediyor.Kürtçe, Türkçe, Arapça Ermenice, Süryanice ve dünyanın bütün dillerinde gökyüzünü yırtıp, evrene yayılıp giden bir çığlık. Umudunu kaybetmeyenlerin  çığlığı. Acımasız dünyada kayıp canlarını arayan insanlar…. Bu eylem, annelik duygusunun ötesine taşınan, artık bir hesap sorma, hesaplaşma eylemidir. Birçok insan bu mücadeleyi verirken yaşamını yitirdi, çocukları, kardeşleri torunları mücadeleyi devraldı.
 
Biz gazeteciler ve Türkiye'de yaşayan herkes Cumartesi Anneler'inin Sessizce oturma eylemine şahitlik ettik. Coplanmalarına, tazyikli suya maruz kalmalarına, yaka paça gözaltına alınmasına şahitlik ettik. Onlar için yazılan şarkılara, söylenen türkülere şahitlik ettik.
 
Anneler yalnız  bırakılmaya çalışılıyor
 
Yıllar sonra polis ablukası altında gerçekleşen Cumartesi Anneleri'nin eylemini takip ediyorum. Galatasaray Meydanı polis bariyerleriyle çevrilmiş. Eylemciler ve yoldan geçen insanlar arasına örülen bir bariyer. Basın mensupları dahi herkes üst aramasının ardından meydana girebiliyor. Bu o kadar olağan hale gelmiş ki eylemi takip eden hiçbir gazeteci bu üst araması ve polis ablukasını yazma gereği duymuyor bile. Yolda durup eylemi izlemek isteyen insanlara polis uyarılarda bulunup uzaklaştırıyor. Cumartesi Anneleri adeta yalnız bırakılmaya çalışılıyor.
Annelere bakıyorum, birçoğu sağlık sorunlarından dolayı artık ayakta duramıyor, bir kısmı ise yerde oturmakta zorlanıyor. Bu yüzden yanlarında getirdikleri taburelerin üzerinde oturuyorlar. Her şeye rağmen bu meydana gelmekten bıkmıyorlar. 23 yıl geçmesine rağmen annelerin gözlerindeki umut h tazeliğini koruyor.
 
'Hayır ben kemiklerini istemiyorum, babamı istiyorum'
 
700'üncü haftaya ilişkin meydandaki kayıp yakınlarıyla sohbet etmeye başlıyoruz. "Hiç unutamadığınız bir anınız var mı? Ona dair en çok neyi özlüyorsunuz?" diye soruyorum. Hepsi de "Hiçbir şeyini unutamıyorum ki. Neyi söyleyeyim her şey bu gün gibi gözlerimin önünde. Her şeyini özlüyorum. Geçirdiğim bütün zamanı özlüyorum" diye cevap veriyor. Bu meydanda büyüyen çocuklardan biri ise "Ben eyleme geldiğimde arkaya gider sessizce otururdum. Bir gün annem megafonu aldı konuştu ve 'Hiç olmasa kemiklerini istiyoruz' dedi. İşte o gün ağlamıştım. Kendi kendime 'hayır ben kemiklerini istemiyorum ben babamı istiyorum' demiştim.  Babamın kendisini istiyorum. Aslında biliyorum geri gelmeyeceğini ama yine de kabullenemiyorum" diyor.
Gazeteciler eylemi takip etmek için yerlerini alırken, Cumartesi Anneleri'nden biri "Çekmeyin evladım. Siz de çekmeyin. Sonra bizim yüzümüzden tutuklanıyorsunuz. Bu kez sizin içinde üzülüyoruz" derken ardından gülümsüyor.
 
Geldiğinde evini tanısın…
 
23 yıldır bekleye bekleye geçen bir ömür. Can kayıp, canlar kayıp. 23 yıldır kayıp olan birinin geri gelmeyeceğini bilirsin. Yine de her gün pencerenin kenarında oturur yolunu gözlersin. Yine de otuz yıl boyunca geldiğinde evi bulabilsin diye evini boyamazsın. Yine de eve geldiğinde evde bulabilsin diye o günden bu güne evini değiştirmezsin. Yine her sabah çocuklarınıza onu anlatırsınız. Bilsin tanısın, unutmasın istersiniz.
 
Bu kayıplar hepimizin kayıpları. Bu mücadele yeni kayıpların olmaması ve bu suçu işleyenlerin hesap vermesi için. Hesap sorulana dek, Cumartesi Anneleri'nin, umudu, bekleyişi, direnci, özlemi, inancı bitmeyecek. Karanfil hiç solmayacak. Hesap sorulana dek Galatasaray Meydanı, Cumartesi Annelerini ağırlamaya devam edecek.