'Leyla Güven ülkenin karanlığını görünür kılmaya çalışıyor'

  • 09:01 4 Ocak 2019
  • Güncel
Beritan Canözer
 
DİYARBAKIR - "Tecrit kalktığında, Sayın Öcalan'ın düşünceleri topluma sirayet ettiğinde bu topraklarda faşizmi, tek adam rejimini inşa edemeyeceklerini çok iyi biliyorlar” diyen HDP'li Dirayet Dilan Taşdemir, Leyla Güven’in 58’inci güne giren eylemiyle var olan karanlığa müdahale etmeye çalıştığını ve bu karanlığı görünür kılmaya çalıştığını söyledi. 
 
Aile ve avukat görüşlerinin sağlanmaması, telefon ve mektup gibi iletişim araçlarının kısıtlanması, temel haklarının ihlali ve en son da İmralı Heyeti ile yapılan görüşmelerin bitirilmesi ile PKK Lideri Abdullah Öcalan 5 Nisan 2015 tarihinden bu yana tecrit altında tutuluyor. Abdullah Öcalan'a yönelik ağırlaşan tecridin kaldırılması ve tıkanan demokrasi yollarının açılması talebi ile açlık grevine başlayan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven'in eylemi 58'inci gününde. Leyla'nın taleplerinin tüm kadınların ve Türkiye halklarının talepleri olduğunun altını çizen HDP Ağrı Milletvekili ve Kadın Meclisi Sözcüsü Dirayet Dilan Taşdemir, bu taleplerin bir an önce cevap bulması gerektiğine dikkat çekti. 
 
'Bu siyasi bir süreç'
 
Partilerine, vekillerine ve halkın iradesine yönelik alınan yargı kararlarını hukuk ile izah etmenin çok mümkün olmadığını kaydeden Dirayet, Leyla Güven'in bugün cezaevinde olmasının da Türkiye'de var olan hukukla izah edilemeyeceğini belirtti. Leyla'nın cezaevinde olmasının hukukla bir bağı olmadığına değinen Dirayet, bunun siyasi bir süreç olduğunu vurguladı. Leyla'nın DTK Eşbaşkanlığı yaparken tutuklandığını hatırlatan Dirayet, "O dönem Efrîn'e yönelik işgal girişimine ilişkin yaptığı açıklamalardan ve DTK'nin yürüttüğü faaliyetlere ilişkin bir gözaltı ve ardından da tutuklama süreci gerçekleşti" diyerek cezaevindeyken de Hakkari'den HDP milletvekili seçildiğini anımsattı. 
 
'Siyasetten bağımsız bir hukuk sisteminden söz edemeyiz'
 
Partileri nezdinde süren bir tasfiye operasyonu olduğuna dikkat çeken Dirayet, HDP'yi, Kürt siyasetini, kadın mücadelesini tasfiye ederek “tek adam” rejimini hayata geçirmenin planlandığı bir süreç yaşandığını vurguladı. Bu rejime muhalefet olan tüm dinamiklere karşı ciddi bir irade kırma ve yıldırma savaşı verildiğinin altını çizen Dirayet, "Bugün siyasetçiler haksız bir şekilde hangi hukuksuzluk ve kendi yargısını bile tanımayan bir iktidar tarafından içeride tutuluyorsa Leyla Güven de bu bakımdan bu zemin üzerinden cezaevinde tutuluyor" diye belirtti. Kürtlere ayrı, Türklere ayrı, muhalife ayrı ve AKP'ye de apayrı bir hukuk uygulandığını ifade eden Dirayet, "Siyasetten bağımsız bir hukuk sisteminden söz etmek mümkün değil. Yargı, AKP'nin muhalifleri susturmak, yıldırmak, sindirmek için kullandığı bir araca döndü" ifadelerini kullandı. 
 
'Leyla, karanlığı görünür kılmaya çalışıyor'
 
Leyla'nın 58 gündür açlık grevinde olduğunu hatırlatan Dirayet, şöyle dedi: "Kürt karşıtı, Kürt düşmanı, Kürt kazanımlarına ciddi bir müdahalenin gerçekleştiğini biz biliyoruz. Tüm politikaların devreye koyulması ilk etapta İmralı'da başladı. Sayın Öcalan üzerinde 5 Nisan'dan beri çok derinleştirilmiş bir tecrit var. Leyla Güven bu iktidara 'kendi hukukuna uy' çağrısı yapıyor. Bugün Türkiye'de hiçbir cezaevinde ailesiyle görüştürülmeme, avukatlarıyla görüştürülmeme durumu yok. Bunun tek örneği İmralı'dır. Leyla'nın hem kadın mücadelesindeki deneyimi olan hem Türkiye siyasetindeki deneyimi olan hem de aslında bu karanlığın gittiği noktayı önceden sezebilen ve bunu görebilen deneyimli bir siyasetçi. Dolayısıyla bu eylemiyle de tam da buna müdahale etmeye çalışıyor. Bu karanlığı görünür kılmaya çalışıyor. Aktif bir siyasetçiyi cezaevinde tutarak siyaset yapmasının önünü kapatırsanız, bir kadın siyasetçi olarak bunun karşısında direnişe geçecektir." 
 
'Tecrit kalktığında faşizmi inşa edemeyecekler’
 
Leyla'nın bu direnişiyle bu sürecin hem önünü açmaya çalıştığını hem de var olan karanlığa müdahale etmeye çalıştığını dile getiren Dirayet, bu sürecin İmralı ile bağlantılı olduğuna vurgu yaptı. Abdullah Öcalan'ın müzakere ve barış masasındaki rolüne değinen Dirayet, "Kürt sorunundaki tezleri, Ortadoğu barışındaki düşünceleri, kadın mücadelesine yaklaşımı bir bütün değerlendirildiğinde şuan ülkede yaşanan hem sosyal hem de ekonomik krizin bu tecritle yakından ilintili olduğunu aslında çok iyi biliyor ve bunun mücadelesini yürütüyor. Tecrit kalktığında ve Sayın Öcalan'ın tezleri, düşünceleri toplumla yakından buluştuğunda, topluma temas ettiğinde siz bu topraklarda faşizmi inşa edemeyeceğinizi, tek adam rejimini inşa edemeyeceğinizi çok iyi biliyorsunuz. Çünkü biz Sayın Öcalan'ın düşüncelerinin gücünün toplumsal dönüşümü sağlayabileceğinin de farkındayız" diye konuştu. 
 
'Mücadeleyi büyüterek devam edeceğiz'
 
Yapılan anketlerde toplumun yüzde 70'inin bu barış sürecini desteklediğini ve demokrasiden yana olduğunun açığa çıktığını kaydeden Dirayet, İmralı tecridini sadece bir siyasi lidere yönelik tecrit olmadığına işaret etti. Dirayet, “Bunu istemek de yalnızca avukat görüşünün sağlanması, aile görüşünün gerçekleşmesi talepleri değildir. Elbette bunlar da çok önemlidir ama olay artık bunun çok çok dışında, çok daha toplumsallaşan, daha çok toplumun geleceğini belirleyen bir pozisyonda" dedi.
 
Leyla'nın da bunun farkında olan biri olarak böyle bir mücadele yürüttüğünü belirten Dirayet, sözlerini şöyle sürdürdü: "Son görülen duruşmada da yargının bağımsız olmadığını bir kez daha gördük. Adeta bir tiyatro sahnesi gibiydi ve önceden hazırlanmış bir karar vardı. O açıdan Leyla Güven'in tahliye edilmemesi de bize bir sürpriz olmadı. Burada siyasetin nasıl yürütüldüğünü de en yakından bilenleriz ama biz elbette buna karşı var olan mücadeleyi büyüterek devam ettireceğiz."