Direnişin 27'inci günü: Bu kutsal yolda faşizm kaybedecek, halklar kazanacak

  • 09:52 4 Aralık 2018
  • Güncel
DİYARBAKIR- Cezaevinden ajansımıza yazdığı mektupla kendisini destekleyen herkesi selamlayan DTK Eşbaşkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven, kadınların tecridi parçalamak için mücadelenin öncüsü olacağını vurguladı. Leyla, sonuç alıncaya kadar eylemini sürdüreceğinin altını çizerken, "Bu kutsal bir yolculuktur. Hepimizin yolu açık olsun. Faşizm kaybedecek, halklar kazanacaktır" dedi. 
 
PKK Lideri Abdullah Öcalan'a dönük tecridin kaldırılması için açlık grevine başladığını duyuran Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven'in eylemi bugün 27'inci gününde. Tutuklu bulunduğu Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi'nden ajansımıza yazdığı mektup ile halkın eylemini sahiplenmesine teşekkür eden Leyla, açlık grevi direniş tarihine de dikkat çekti. 
 
'Yolumuza devam edeceğiz'
 
Açlık grevinin sahiplenilmesini yorumlayan Leyla, şunları belirtti: "Mutlak tecridin sonlandırılması için başlatmış olduğum süresiz-dönüşümsüz açlık grevinin tüm kurumlar ve halkımız tarafından anında ve hiç tereddüt edilmeden sahiplenilmesi eylem gerekçemin haklılığını ortaya koyuyor. Bu kabul görme herkesin aynı yoğunlaşma içinde olduğunun da somut örneğidir. Cezaevlerinden aldığım yüzlerce mektup, kart, fax ile duygu ve düşüncelerini ifade eden tutsaklar tecridin kalkması için her türlü bedeli vermeye hazır olduklarını ifade ediyorlar. Kaldı ki bu konuda defalarca kez uyarı amaçlı grev yaptılar. Greve yeni katılan arkadaşlara başarılar diliyorum. Devrimci ve fedakar yoldaşların katılımı ile yolumuza devam edeceğiz. Her destek ve sahiplenme taleplerimizin gerçekleşme sürecini hızlandıracaktır." 
 
'Bu çelikten iradeye içten içe saygı duydular'
 
Kürtlerin özgürlük mücadelesi tarihinde cezaevlerindeki açlık grevi eylemlerinin çok özel bir anlamı olduğundan söz eden Leyla, "Kuşkusuz eylemleri özel kılan amaçları ve ortaya koyduğu sonuçlardır. Devrimci iradelerin yaratıcılığı ve gerçekçiliği eylemleri anlamlandırmaktadır. Dünya devrim tarihi ve deneyimleri bu anlamda önemli bir gelenek yaratmıştır. Kürdistan devrimcilerinin 1980'lerde sergiledikleri iradeyi hiç bir sözün tanımlayabileceğini düşünmüyorum. Amed zindanında büyük ölüm orucu büyük bir şaşkınlık yarattı. İnsanlar anlamaya çalışıyordu. Meşhur işkenceciler hayretler içerisinde bırakıldı. Bu çelikten iradeye içten içe saygı duydular. Kemaller, Hayriler, Sakineler insanlık onuru için bedenlerini açlığa yatırdılar. Şehadete ulaşanlar oldu, bin bir hastalıkla kalıp direnişi sürdürenler oldu. Direnişi yaşam biçimine, tarzına dönüştürme gerçekleşti. Zindanda direniş gelenek haline geldi" diye belirtti.
 
'Dışarıda eylem seçeneği çok fazla'
 
12 Eylül 2012'de 68 gün süren açlık grevi eyleminin bu direniş ruhu ve geleneğinin bıraktığı miras ile gerçekleştiğini ifade eden Leyla, direniş ruhuyla yapılan her eylemin sonuç alıcı olduğunun altını çizdi. 68 günlük açlık grevinin başta tecridi kırdığını ve birçok konuda sonuç alıcı olduğunu hatırlatan Leyla, açlık grevlerinin cezaevlerine has bir eylem tarzı olduğuna dikkat çekti. Leyla, dışarıda birçok eylem tarzının yapılabileceğini söyleyerek, "Dışarıda açlık grevi eyleminin yapılması tercih edilecek bir eylem biçimi değildir. Dışarıda eylem alternatifi çok fazladır. Eylemimin sonuç alması çok önemlidir. Eylemimi talebim kabul edilinceye kadar sürdüreceğim. Gelişmeleri ve sonuçları ise hep beraber izleyeceğiz" dedi. 
 
'AB kurumları tarafsız yaklaşmıyor'
 
Avrupa Birliği (AB) bünyesinde bulunan İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) olmak üzere birçok kurum ve kuruluşun tarafsızlığını yitirdiğini vurgulayan Leyla, şu değerlendirmeyi yaptı: "Alınan kararlar ve uygulanan politikalar tarafsızlığın ortadan kalktığını doğrular niteliktedir. Gelinen aşamada bu kurumların bağımsız karar verme yetkilerinin olamadığını, kendi ülke çıkar ve ilişkilerini gözeten siyasi yapılara dönüştüklerini görüyoruz. Türkiye'nin bu konuda bu kurumlara yönelik yürüttüğü ciddi bir lobi çalışması var. Son dönemlerde Türkiye'nin Avrupa'ya karşı en büyük kozu mülteci göçü ve silah alımı meseleleridir. 90'lı yıllarda nispeten daha fazla hukuki kararlar veren bu kurumlar, günümüzde siyasi ve ekonomik iktidarların güdümünde kalmaktadırlar." 
 
'Yeni bir başarının arifesindeyiz'
 
Leyla, sözlerini şöyle noktaladı: "Aslında grevlerin yıllardır özgürlük tutsakları öncülüğünde yapıldığını ve bu konuda çok ağır bedeller verildiğini biliyorum. Dolayısıyla bu eylemde de beraber başaracağımıza inanıyorum. Cezaevlerinde politik tutsaklar şahsında geliştirilen eylemler tarihin akışını değiştirmiştir. Yeni bir başarının arifesinde olduğumuzu düşünüyorum. Mutlaka başaracağız. Özellikle kadınlar olarak tecridi parçalamak için her alanda mücadelenin öncüsü olacağız. Çünkü tecrit Sayın Öcalan şahsında kadınlara dayatılmaktadır. Tecrit, özgür kadın kimliğine bir saldırıdır. Hakkâri halkı başta olmak üzere, bu eylem etrafında kenetlenen bütün halkımızı saygı ile selamlıyorum. Bu kutsal bir yolculuktur. Hepimizin yolu açık olsun. Faşizm kaybedecek, halklar kazanacaktır."