'Leyla Güven'in eylemi halkların özgürlük talebidir'

  • 09:01 3 Aralık 2018
  • Güncel
İZMİR- PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması için başlattığı açlık grevi eyleminin 26'ncı gününde olan DTK Eşbaşkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven'in eylemine desteklediklerini vurgulayan DBP İzmir İl Eşbaşkanı Melis Akgül, "Leyla Güven'in başlattığı açlık grevi tüm halklar için özgürlük talebidir. Bu talep bütün halkların barış umududur" dedi.
 
Türkiye ve ona bağlı grupların Efrîn'e yönelik saldırılarına ilişkin yaptığı açıklama ve Demokratik Toplum Kongresi (DTK) faaliyetleri nedeniyle 31 Ocak'ta gözlatına alınan DTK Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven, tutuklanarak Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi'ne gönderilmişti. Tutuklu bulunduğu davanın 7 Kasım günü Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmasında 8 Kasım'dan itibaren süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemine başlayacağını duyuran Leyla, eylemini PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle yaptığını belirtmişti. 
 
Açlık grevinin 26'ncı gününde olan Leyla'nın eylemine destek verdiklerini belirten Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) İzmir İl Eşbaşkanı Melis Akgül, tecridin kadınlara dayatılan erkek-devlet şiddetinin ve savaş politikalarının bir parçası olduğunu söyledi. 
 
'Müzakerelerin başlaması halkların yararına olacak'
 
Abdullah Öcalan ile müzakerelerin başlamasının tüm Kürdistan ve Türkiye halklarının yanı sıra dünya halklarının da yararına olacağını söyleyen Melis, tecridin sadece Kürt halkı için değil Ortadoğu ve dünyayı kan gölüne çeviren devletlerin paylaşım projelerine de zarar veren fikirler için uygulandığını kaydetti. Melis "Demokratik ulus ve demokratik konfederalizm fikirleri ile Ortadoğu'da Rojava'da devrim hayata geçiriliyor. Bu sistem halkların kendi öz gücüyle ve öz benliği ile bir arada yaşamasını sağlayan bir sistemdir. Üstelik bu devrime kadınlar öncülük ediyor" dedi.
 
'Bu kadar korkmak anlamsızdır'
 
Abdullah Öcalan'ın üzerindeki ağırlaştırılmış tecridin Kürt halkına gerçekleştirilen imha ve inkar politikalarından ayrı düşünülemeyeceğini dile getiren Melis, "Sistem önce İmralı'da sonra tüm halklar üzerinde var ediyor kendini. Onun fikirlerinin dışarıya yansıtılmaması aslında onun fikirlerine duyulan bir korkunun göstergesidir. Yoksa bir insanın dışarıyla bağlarının koparılıp tek kelimesinin bile yapacağı etkiden bu kadar korkmak anlamsızdır" sözlerine yer verdi. 
 
'Masayı deviren iktidar olmuştur'
 
Dolmabahçe Mutabakatı ve Oslo süreciyle birebir İmralı Heyeti ile bir çözüm süreci başlatıldığını hatırlatan Melis, "Tüm halkların ve Abdullah Öcalan'ın barışa olan ısrarına rağmen masayı deviren iktidar olmuştur. İktidar cinsiyetçi ve tek devlet tek millet üzerine kurulu. Demokratik ulus, demokratik modernite özellikle AKP- MHP faşist erk sisteminin birebir karşı olduğu durumdur. Demokratik konfederalizm ise tüm halkların söz sahibi olduğu, kendini var edebildiği hiçbir şekilde imha ve sömürünün olmadığı bir yönetim şeklidir. Bunun için de zaten Kürt halkının inkarı söz konusudur" ifadelerini kullandı. 
 
'Bu direnişe ses olmak gerekiyor'
 
İktidarın tecridi, tüm demokratik kitle örgütlerine, kimliklere ve farklı seslere uyguladığını dile getiren Melis, Leyla'nın ise tecride karşı bu eylemi geliştirdiğini söyledi. Melis, "Bu talep tüm halklara yayılmalı. İzmir'den İstanbul'dan Amed'e bir ses olabilmek gerekiyor. Aslında onun talebi bütün halkların barış umududur. Mektubundaki 'ben yaşamı uğruna ölecek kadar sevenlerin yoldaşıyım' sözü bize bir doğrultu ve ilke vermelidir" dedi.