HIV'in yayılma sebepleri: Dezenformasyon, sağlık sistemi, homofobi ve önyargılar

  • 09:14 1 Aralık 2018
  • Sağlık
İZMİR - HIV+'in yayılma oranı yüksek ülkeler arasında olan Türkiye'de daha kararlı adımlar atılması gerektiğini belirten Genç LGBTİ+ aktivistlerinden Barış Azar, yayılmasında dezenformasyon, sağlık sistemi, homofobi ve önyargıların etkin olduğunu belirtti. 
 
HIV hakkında farkındalığın yaratılması için 1-10 Aralık tarihleri arası Dünya AIDS Haftası olarak kabul edilirken, bu hafta boyunca çeşitli sivil toplum kuruluşları tarafından etkinlikler düzenleniyor.  Türkiye de, HIV'in yayılma oranı yüksek ülkeler arasında bulunuyor. Homofobik bir yaklaşımla LGBTİ+'lerin bu virüsü taşıdığı önyargısı mevcut iken araştırmalar, heteroseksüeller arasında da virüsün yayılma oranının daha fazla olduğunu gösteriyor. Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin araştırmasına göre, Ocak 2006-Ağustos 2017 yılları arasında Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji bölümüne başvuran HIV + enfekte olmuş homoseksüel temas olduğu düşünülen hastalarda oran yüzde 37,6, heteroseksüel hastalarda ise yüzde 48,4 olarak saptandı. 
 
Yaygın bilinen bir dizi yanlışa karşı etkinlikler yaptıklarını belirten Genç LGBTİ+ Derneği'nden Barış Azar, başvurucuları ilk olarak ayrıma uğramayacakları ve doğru tedavi alabilecekleri kaynaklara yönlendirdiklerini dile getirdi. HIV+'in yayılımının son halkası olan AIDS'in bile en alt seviyelere indirilebildiğini söyleyen Barış, "HIV, aslında bağışıklık sistemini hedef alan cinsel sıvıların paylaşımıyla, anneden bebeğe emzirme veya doğum sırasında veya kan paylaşımı, açık yara teması ile bulaşır ama aynı havayı soluma veya tükürükle bulaşmaz" dedi. 
 
'Hastalar sağlık kuruluşlarına gitmekten çekiniyor' 
 
Hastaların, piyasada kutusu 2 bin TL'nin üzerinde olan ve farklı markalarda bulunan HİV+ ilaçlarına sigorta sistemine kayıtlı ise ücretsiz erişebildiğini dile getiren Barış, "HİV+ ile enfekte olanlar ayrımcılığa uğrayacağını, işini kaybedeceğini düşündüğü için sağlık sisteminde aldığı ilaçların takip edilebildiği için hastaneye gitmiyor. Oysa bunun için ayrı bir düzenleme gerekir. Sağlık kuruluşlarına güvenmek her zaman mümkün değil. Homofobik, transfobik önyargı var. Başlarda buna 'eşcinsel kanseri' dendi, cinsellikle ilgili önyargılar arttı. İnsanlar ölüme terk edildi. İlaç çalışması yapılmadı. Devlet ve toplum tarafından 'bu zinanın, eşcinselliğin Tanrı tarafından cezalandırması' diye yaklaşıldı. Siyahilere de yapıldı. Mitler giderek büyüdü. O zamana kadar kontrol altına alınsaydı bu kadar büyük salgına dönüşmeyecekti" diye konuştu. 
 
'Anonim test merkezleri arttırılmalı'
 
İstanbul'da iki, Ankara, Mersin ve İzmir'de birer tane olmak üzere Türkiye'de toplam 5 anonim HIV test merkezi olduğunu, bunun dışında piyasa denetlemesi olmayan birçok özel sağlık merkezinde yüksek fiyatlarla testler yapıldığını aktaran Barış, anonim merkezlerde 15 dakikada sonucun alındığını ancak doğrulama testi için yine devlete yönlendirildiklerini ve kayıt sistemi yüzünden insanların yine çekindiğini kaydetti. Barış, anonim test merkezlerinin yaygınlaştırılması, kondom ve HIV konusunda doğru bilgiye ulaşılabilecek danışma merkezlerinin arttırılmasının elzem olduğunun altını çizdi.
 
'BM Projesi bitince devletin çalışmaları da bitmiş oldu'
 
2002-2008 arasında Birleşmiş Milletler (BM) destekli projelerle farkındalığın arttığını, anonim test merkezlerinin açıldığını vurgulayan Barış, projenin bitmesiyle beraber çalışmaların da bittiğini söyledi. Sağlık Bakanlığı’nın HIV+ ile yaşayan sayısının az olması nedeniyle konuyu önemsemediğini ancak artış hızının yüksek olduğunu ifade eden Barış, "Bakanlık HIV merkezine destek veriyor ama kendisi anonim merkezler açmıyor. Ahlaki mesele haline getirip konudan uzaklaşılıyor. HIV'le yaşayan bireylerin ameliyatına girmeyen Aile Hekimi doktorlar, 'Hastanemizde HIV+'lilere hizmet verilmemektedir' yazısı asan hastaneler var. Birilerinin daha kararlı davranması gerekiyor" ifadelerini kullandı.  
 
'Toplum dezenformasyona açık halde'
 
Kondom gibi cinsel materyallerin ucuz ve kolay erişilebilir olması, eğitim müfredatında cinsellikle ilgili bilgilerin verilmesi ve önyargıların kırılması gerektiğini vurgulayan Barış, "İncir Reçeli gibi filmler yapıldı. Filimdeki karakterler öpüşmekten, dokunmaktan kaçınıyor. Bu film bütün çabaları sonuçsuz bıraktı. HIV+ ile ilgili etkinlikler haberleştirilmediği gibi dezenformasyon da yapılabildi. 'Çocuklarınızı eşcinsellikten koruyun' diyebildiler. Medyada 'HIV'li muzlar ithal edildi' gibi mantıksız haberlerle yapılabildi" diye ekledi.
 
Barış son olarak hafta boyunca birçok etkinlik düzenleyeceklerini aktardı.