Unutulmamalı ki 25 Kasım bir yas değil direniş günü

  • 11:02 26 Kasım 2018
  • Güncel
Sibel Özalp
 
İSTANBUL - Dün bütün gün ve gece alanlardan ayrılmayan kadınlar, erkek egemen sistemin kendilerine biçtiği rolleri bir kez daha alt üst etti. Üzerlerine atılan plastik mermi ve gazlara karşı gösterilen direniş, kadınların bundan sonra yaşamlarının en küçük alanını dahi gasp edecek yönelimlere artık tahammüllerinin kalmadığının da fotoğrafı oluyor.
 
Dün Patria, Minerva ve Maria Mirabal kardeşlerin devlet eliyle katledilişlerinin 58'inci yıldönümüydü. Bu tarih yani 25 Kasım, 58 yıldır bir yas değil kadınların isyan ve mücadele gününe dönüşüyor. Dünyanın dört bir yanında kadınlar, “kaderi” haline getirilmeye çalışılan şiddete karşı ayaklanırken, aynı saatlerde her yıl geleneksel “mor yürüyüşe” sahne olan İstanbul’un Taksim Meydanı’nda bir kez daha erkek-devlet şiddeti en çıplak haliyle kendini gösteriyor. Ne Mirabal Kardeşler şiddete uğrayan ilk kadınlardı, ne de şu anda biz bu yazıyı yazarken evde, sokakta, karakolda şiddet gören kadınlar son olacak.
 
Ancak unutulan bir şey vardı ki dün bir kez daha kadının direngen damarına dokunulmuştu. Ve yine unutmuşlardı ki plastik mermi ve gazlı müdahalelerine rağmen alanı terk etmeyen kadınlar, bir kez daha hesap sormayı seçmişti. Bundandır ki şiddet kimden, nereden gelirse gelsin, kime karşı yapılırsa yapılsın, şiddet uygulayanın-uygulananın kim olduğuna, neden uygulandığına bakılmaksızın ortak bir bilinçle şiddete karşı duruş sergileyen kadınlar, saatlerce ara sokaklarda direniyor.  
 
Buraya eğlenmeye gelmedik
 
“Miraballar’ın Kanatlarıyız” dövizi taşıyan kadınların karşısına çıkan kadın polisler ise “bu kanatların bir parçası” olduğunu unuttuğundandır ki “Umarım yürümeye kalkmazsınız, biz devreden çıkarız erkeklerimiz devreye girer" sözlerini sarf edebiliyor. 
 
Yürüyüşe katılan kimi simalar polis yetkileriyle gerçekleştirdiği görüşmelerde, en demokratik hakkın “Vali iznine” bağlandığı gerçekliği buz gibi Taksim sokaklarına bir kez daha çarpıyor. "Yürüyüşe izin vermeyeceğiz” diyen polis amirinin “Bulunduğunuz yerde istediğiniz kadar eğlenin, halay çekin" sözlerine karşılık gelen "Kadınlar buraya eğlenmeye mi geldi?” yanıtı ise aslında tüm günü özetliyor. 
 
'Arin 'den Sibel'e yürüyoruz zafere'
 
Militarist-erkek sisteme karşı sokakları terk etmemekte kararlı olan kadınlar, ikinci bir saldırıyla karşılaşmalarına rağmen hedefindeki Mis Sokağı'na çıkmayı başarıyor ve "Kürdistan da direnen kadınlara bin selam", "Arin 'den Sibel'e yürüyoruz zafere" ve "Figen Yüksekdağ onurumuzdur" sloganları yükseliyor. 
 
'Susmuyor, korkmuyor, itaat etmiyoruz'
 
Yasalarda yapılan değişikliklerin kadına yönelik şiddeti azaltmaya yetmediği, hatta en temel insan hakkı olan yaşam hakkını ihlal eden öldürme fiilinin çok arttığı bir gerçektir. Bu artışın önemli bir nedeni ise ülkemizde mevzuatla uygulama arasındaki yetersizlik. Mevzuatta sözde var olan eşitlik ve insan hakkının uygulanmadığını, yürüyüş hakkının engellendiğini kadınlar, dün gece bir kez daha yaşıyor. Polis aracından yapılan "Yaptığınız eylem hukuksuzdur. İzin vermeyeceğiz” anonsuna yanıt da bir o kadar net geliyor: "Susmuyor, korkmuyor, itaat etmiyoruz." Ve bu net duruş karşısında bir kez daha gaz bombaları ve plastik mermiler devreye giriyor. Saldırıda milletvekilli Gülistan Kılıç Koçyiğit ile birlikte birçok kadın yaralanıyor. 
 
Günün özeti Taksim sokaklarına asılan dövizler oluyor 
 
Dün geceki uygulamalar kadın kırımı ve kadına yönelik savaş, yargı korumalı erkekler tarafından aleni bir şekilde sürdüğü-süreceğinin de en yalın göstergesi oluyor. Ancak diğer tarafından kadınların gösterdiği direniş de, erkek egemen sistemin yaşamlarına kast eden saldırılarına asla izin vermeyeceklerinin fotoğrafı da oluyor. 
 
Öte yandan sokak, ev ve işyerlerindeki işbirlikçi erkekler de dün üzerine düşeni yapmaktan geri durmuyor, ellerinde döviz olan kadınları hedef göstererek cinsiyetçi küfürlerle tatminkar oluyorlar. Bu hengame arasında restaurantta oturan bir kadının, köpeklerle kadınların peşinden koşan kadın polislere gösterdiği “Birde kadın polisler kovalıyor, bunlar evde eşlerinden hiç mi şiddet görmüyor” tepkisi günün ve gecenin finali oluyor. Taksim’in ara sokaklarında gruplar halinde slogan atarak yürüyen kadınlar, ellerinde bulunan dövizleri sokaklara asarak eylemlerini sonlandırırken, arkalarından Taksim’in sokaklarında isyanları asılı kalıyor. 
 
Biz kadın basınında çalışan kadınlar ise, hemen her gün cinsel şiddet, taciz ve tecavüze maruz kalan kadınları sıradan olaylar olarak sayfalarına taşıyanlara inat, kamera ve fotoğraf makinelerimizle bu mücadele ve direnişin birer ferdi olarak alanlarda olmaya devam edeceğiz.