Cinsiyetçi medyaya karşı yeni bir soluk Jin Tv: Eril tahakküm yıkılıyor

  • 09:17 24 Kasım 2018
  • Güncel
HABER MERKEZİ - Kadınların yeni bir mücadele alanı olan Jin Tv, cinsiyetçi, eril medyayı değiştirip dönüştürmeyi hedefliyor. Çalışanları, "Kadınlar medya alanında da diğer birçok alanda olduğu gibi çok uzun zamandan beri mücadele veriyorlar. Son birkaç yıldır bu alandaki eril tahakkümü yıkmaya çalışıyorlar" dedi.  
 
Gazeteci Gurbetelli Ersöz'ün 1993 yılında Özgür Gündem gazetesinde Türkiye'nin ilk kadın genel yayın yönetmeni olmasıyla kadının özgür basın alanında başlayan uzun soluklu yolculuğu tırmanışa geçti.  İran askerleri tarafından katledilen gazeteci Ayfer Serçe'nin kadınlara ait haber ajansı hayali ise 2012 8 Martı'nda JINHA'nın kurulmasıyla hayata geçirildi. İlk defa kadın gazeteciler, "Erkek ne der diye düşünmeden yazıyoruz" sloganı ile kendilerine özgün bir alan oluşturdu. Erkek-devlet baskısı, kapatılma ve tutuklanmalara inat Kürt kadınlarının yazılı ve görsel medyadaki serüveni 8 Mart 2018'de Jin Tv'nin kurulmasıyla taçlandı.
 
'Jin Tv kadınlara yeni bir soluk oldu'
 
Tüm çalışanları kadınlardan oluşan ve Hollanda merkezli yayın yapan Jin Tv, medyadaki cinsiyetçiliğe karşı oluşturduğu alternatif yayın politikası ve diliyle kadınlara yeni bir soluk olma hedefinde. Kuzey-Doğu Suriye, Federal Kürdistan Bölgesi, Türkiye ve Avrupa'nın çeşitli kentlerinde muhabir ağı olan, Kürçe'nin Kurmancî, Sorani ve Kirmancki lehçelerinin yanı sıra Türkçe, İngilizce ve Arapça dillerinde yayın yapan Jin Tv'de, enternasyonal ve her kimlikten kadın yer alıyor. Çok renkli ve çok sesliliği esas alan Jin Tv, 30 Haziran'da normal yayın akışına geçerken, kadınların evde bulunduğu saatler zarfında programlar yayınlanıyor.      
 
Erkek aklın "Kadınsınız yapamazsınız. Elinizin hamuruyla erkek işine karışmayın" söylemlerine kulak kapatan kadın gazeteciler, medyadaki cinsiyetçi, eril dile savaş açtı. Jin Tv çalışanları, Virginia Wolf'un "Kendine ait bir oda" söyleminden esinlenerek kurdukları kadın televizyonunu ajansımıza anlattı.       
 
'Kadın basınının dili örnek olmuştur'
 
Jin Tv'nin Kürtçe Sunucusu Rûşen Rangîn, medyadaki cinsiyetçi dile değinerek, bunun sadece kadına dönük olmadığını çocuk ve toplumun tamamına dönük eril, şiddet içerikli bir dil olduğunun altını çizdi. Toplumda en önce kadınların sömürüldüğünü kaydeden Rûşen, bu eril ve şiddet dilin de kadına karşı kullanıldığına işaret etti. Rûşen, devamında konuya ilişkin şunları belirtti: "Cinsiyetçi ve eril medya, kadına dönük bir katliam veya şiddet haberi yaptığında kadını kullanılan bir eşya olarak lanse ediyor, yada çaresiz gösteriyor. Hatta kimi zaman bunu hak ettiğini dahi söyleyebiliyor. Buna karşı alternatif ve özgür basın, farklı bir dil ortaya çıkardı. Özgür basında yer alan kadınlar, oluşturdukları özgün dil ile burada etkilerini göstermişlerdir ve örnek olmuşlardır. Kadını toplumda görünür kılmak için büyük çalışmalar yürütmüşlerdir."    
 
'JINHA'nın kullandığı dil hepimizi cinsiyetçi dili sorgulamaya yöneltti'
 
Kadın basınının gösterilenin aksine kadının çaresiz ve mağdur olmadığını açığa çıkardığını kaydeden Rûşen, kadının toplumdaki görünürlüğü, yaşamı ve emeğinin yansıtıldığını dile getirdi. Kürt kadınlarının kurduğu ve dünyanın ilk kadın haber ajansı olma özelliği taşıyan JINHA'yı hatırlatan Rûşen, "JINHA'nın amacı alternatif ve cinsiyetsiz dili medyada öne çıkarmaktı. JINHA'nın öncülük ettiği bu gelenek şimdi de devam ediyor. JINHA'nın kullandığı dil hepimizi cinsiyetçi dili sorgulamaya yöneltti. Günlük yaşamda, haberlerde, yorumlarımızda kullanılan hangi kelimeler eril ve tahakkümcü dili yansıtıyor diye sorgulamalar başladı. Bu sorgulamaların ardından doğru kullanılması gereken dil üzerine yoğunlaşmalarımız oldu. Cinsiyetçi söylemler yerine cinsiyetten arındırılmış kelimeler kullanmak kişinin zamanla zihniyetine de yansıyor şüphesiz. İzlenimlerimden de toplumda bunun belirli bir aşamaya geldiğini düşünüyorum” diye konuştu. 
 
Rûşen, Jin Tv olarak bu cinsiyetçi ve mağduriyet diline karşı daha çok çalışmalarının olacağını ve kadının gündemlerinin genel gündemlerin içinde kaybolmaması için çabaladıklarını söyledi. Jin Tv'nin kadının dili ve renginin nasıl olması gerektiği sorusuna cevap olacağını belirten Rûşen, hedef ve iddialarının ise tüm dünyaya bunu yansıtmak olduğunu sözlerine ekledi. 
 
'Jin Tv kadın özgürlükçü yayın yapıyor'
 
Jin Tv Danışma Kurulu Üyesi Nazan Üstündağ, kadının yazılı ve görsel medyadaki mücadelesine dikkat çekerek, "Kadınlar medya alanında da diğer birçok alanda olduğu gibi çok uzun zamandan beri mücadele veriyorlar. Bizler bu kadınların mücadelelerinin hikayelerini duyarak büyüdük. Savaş gazetecisi kadınlar, muhabir kadınlar, editör kadınlar, medya alanındaki büyük emekler vermelerine rağmen hiçbir zaman yönetici olamayan kadınlar. Kadınlar son birkaç yıldır bunu yıkmaya çalışıyorlar. Ve bunun için her yerde örgütleniyorlar. Örgütlenen alanlardan bir tanesi de Kürt kadınlarının özgürlük hareketi. Kürt kadınları dünyadaki ilk kadın ajansını açtı. Ama Türkiye'de hükümet tarafından kapatıldı. Bu mirası devralan kadınlar Jin Tv'yi açtı. Daha önce kadınlara özgü yayın yapan televizyonlar olmuş. Ama Jin Tv kadınlara özgürlükçü yayın yapan ve kadın özgürlüğünü yansıtıp örgütlemeye çalışıyor" ifadelerini kullandı. 
 
‘Kamera arkasında da önünde de kadınalar var’
 
Jin Tv'nin kadınlar için bir televizyon hareketi başlatmanın öncüsü olduğunu belirten Nazan, araştırmalar yaptıklarını ve Jin Tv'nin dünya çapında ilişkilerini geliştirdiklerini vurguladı. Nazan, ABD ve Filistin gibi yerlerde de özgün basının olduğunu ifade ederek, bunların çatı örgütü içerisinde yer aldıklarına dikkat çekti. Nazan, Jin Tv'nin farkını ise şu sözlerle anlattı: "Bu saydıklarımız bağımsız televizyonlar değiller. Oysaki Jin Tv bağımsız bir televizyon. Kadınlar daha fazla konuştukça medya alanında olduğu gibi büyük bir mobbinge maruz kalıyor. Kadınlara erkek yayın yönetmenleri, erkek editörler baskı yapıyorlar. Kadınları sadece kamera önünde güzel sunucular olarak kullanmaya çalışıyorlar. Bu esnada da onları baskı altında tutuyorlar. Kıyafetlerinden hangi saatte geleceklerine kadar karışıyorlar. İşte Jin Tv bundan da özgürleşmenin bir alanı. Çünkü Jin Tv'de kadınlar kendileri karar veriyor. Kamera arkasında da önünde de kadınalar var. Editörler, ışıkçılar da kadınlar. Ve tabi ki kadınalar birbirlerine mobbing yapmaktan ziyade birbirlerini daha fazla ne kadar özgürleştirebileceklerini düşünüyorlar."
 
Jin Tv'de olmaktan mutlu olduğunun altını çizen Nazan, "Özgürüz ve tam da tahayyül ettiğimiz gibi bir görsel alanda çalışıyoruz. Büyük güçlüklerle karşılaşıyoruz ama başarmaya niyetimiz ve kararlılığımız devam ediyor. Tüm kadınları Jin Tv'ye davet ediyoruz" diye ekledi. 
 
‘Gerçekler alternatif medya ile ortaya çıkar’ 
 
Jin Tv'nin Arapça Sunucusu Dilşa Osman da, basının tarihte önemli bir rol ve misyonu olduğunu söyledi. Basının egemenlerin eline geçmesiyle farklı bir renk aldığının altını çizen Dilşa, kadın, çocuk ve doğanın teslim alınmak istendiğini dile getirdi. Basın aracılığıyla gerçeklerin üstünün örtüldüğünü, doğruların topluma ulaşmasının engellendiğini ve egemenlerin yüceltildiğini belirten Dilşa, Türkiye'de gazetecilere dönük baskıları hatırlattı. Dilşa, "Gazeteler, ajanslar ve televizyonlar her an bir baskı altındalar. Kimi zaman kapatıldıklarına, yasaklandıklarına yada el koyulduklarına şahit oluyoruz. Gazeteciler tutuklanıyor. Bununla alternatif medyanın sesi kısılmaya çalışılıyor. Ama toplumdaki şiddetin, baskının son bulması ve gerçeğin ortaya çıkması alternatif basına bağlıdır. Biz alternatif basında yer alan çalışanlara da büyük sorumluluklar düşmektedir. Bu baskı, şiddet ortamına, kadını sindirmeye çalışanlara karşı oluşturulacak ortak mücadele hattı ile engel olunabilir " dedi.  
 
'Eril medyada kadına dair hiçbir şey yok'
 
Dilşa, alternatif basında oluşturulan ortak mücadele hattında kadına da bir alan ayrılması gerektiğini dile getirerek, medyadaki cinsiyetçi ve kadını geri plana iten dile işaret etti. Dilşa, "Şimdiki medyanın kullandığı dilde kadına dair hiçbir şey yok. Medyada kadın bir meta olarak kullanılmanın ötesine geçilmiyor. Kadının hakikatini, doğa ve toplum ile olan ilişkisini ancak alternatif medya ortaya çıkararak yansıtabilir. Bizim oluşturduğumuz ortak mücadele hattı ile bu mümkün olacaktır. Tabi bu mücadele hattı daha da genişletilmelidir. Kadının kendine dair bir şeyleri bulduğu bu ortak mücadele hattı aslında kadınlara da büyük bir moral ve güç vermektedir" diye konuştu.     
 
‘Bütün engelleri aşacak durumdayız’
 
Gazeteci Sakar Abdullah Aziz ise, kadın gazetecilerin toplumda karşılaştığı zorluklara dikkat çekti. Kadınların önce aileleri daha sonra da toplum tarafından baskı altına alınmak istendiğini belirten Sakar, bunun bir nedeninin eril zihniyet, diğer nedeninin ise kadınlara ait alanların oluşturulmamasından kaynaklı olduğunu ifade etti. Sakar, şöyle dedi: "Gazetecilik gerçekleri topluma bildirme mesleğidir. Medya yolu ile halka ulaşabilme sanatıdır. Fakat gerçekleri halka ulaştırmanın önüne oldukça çok engel konuluyor. Örneğin; bizler isteğimiz bilgilere ulaşamıyoruz. Ama bunlara karşı kendimize güveniyor ve mücadele vererek bunları aşmaya çalışıyoruz. Biz kadın gazeteciler kendimize güveniyoruz. Güçlüyüz, bütün engelleri aşacak durumdayız. Bir örnek daha verecek olursak, sırf kadın gazeteci olduğumuz için çoğu zaman haber kaynaklarımızdan ve yetkili kişilerden ret cevabı alıyoruz. Haber yapmamız istenilmiyor. Bu da aslında bize dönük bir şiddet yöntemidir. Neden bir kadın gazetecinin haber yapması istenilmesin ki? Özellikle kadın gazeteciler bu baskılara daha çok maruz kalıyor."