Serpil Kemalbay: Kadınlar bu hayatın mağdurları değil özneleri

  • 09:11 15 Kasım 2018
  • Güncel
VAN - HDP'li Serpil Kemalbay, 25 Kasım'a giderken moralli ve umutlu olduklarını belirterek, yeni bir yaşamı kadınların öncülüğünde daha da ileriye taşıyacaklarını söyledi. Serpil, “Biz bu hayatın mağdurları değiliz, hayatı inşa eden kadınlarız. Hayatı değiştirmek için yürütülen mücadelenin özneleriyiz” dedi. 
 
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir Milletvekilli Serpil Kemalbay, 25 Kasım dolayısıyla artan şiddet ve buna karşı kadın mücadelesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'de erkek şiddetinden kaynaklı her gün en az 3 kadının yaşamını yitirdiğini vurgulayan Serpil, Hükümet’in kadına yönelik şiddet konusunda gerçek rakamları paylaşmadığını belirtti. Serpil, "Her yıl istatistik tablolarında kadına yönelik katliam ve şiddetin değişmiyor olması hatta artması, hatta bunların kayıtlarının bile doğru dürüst tutulmuyor olması çok manidar. Bir defa yanlışlıkla Fatma Kurtulan'ın önergesine verdikleri cevapta kadına yönelik şiddetin yüzde bin 400 arttığını söylediler. O günden bu yana gerçek rakamları paylaşmıyorlar" dedi. 
 
'En az görünürlüğü olan çalışma yaşamındaki şiddet' 
 
Kadınların hem erkek tarafından hem de devlet tarafından şiddet uygulanarak kontrol altına alınmak istendiğini dile getiren Serpil, "Bu şiddetin fabrikalarda olan bölümleri, çalışma yaşamındaki şiddet en az görünürlüğü olan şiddet biçimidir. Özellikle kadının daha güvencesiz bir şekilde çalıştırılmaları, kriz döneminde ilk olarak kadınların işine son verilmesi, yine kadınların iş güvenliği ve iş sağlığının gözetilmemesi bunların başında geliyor" diye konuştu.  
 
Kadınların işte ve evde aynı sömürüye maruz kaldığını söyleyen Serpil, "Evde çocukların bakılması, büyütülmesi, okula gönderilmesi, yemek yapılması, temizlik yapılması ile aslında tüm üretim kadınların sırtında yürüyor. Bu şekilde evde çalışan kadın, işe dinlenmiş bir şekilde gelmiyor. Ağır bir mesaiden işe gelmiş oluyor. Bu çalışma yaşamında iş kazalarına karşı kadın korumasız kalıyor. İş yaşamındaki erkek yapılanması da yine kadının orada cinsel şiddete maruz kalmasına, yalnız kalmasına sebep oluyor. Genellikle bir iş yerinde cinsel şiddete maruz kalındığı zaman kadın işini kaybeden kişi oluyor. Erkeğe hiçbir müdahale olmuyor. Erkek işine güzelce devam edebiliyor. Fakat kadın kapının önüne konuluyor" ifadelerini kullandı.  
 
'Sendikalar da birer erkek yapılanması' 
 
Sendikalarında birer erkek yapılanması olduğunu ve kadınların sendikalara başvurduklarında da bu cinsiyet temelli baskı ve ayrımcılığın devam ettiğini ifade eden Serpil, "Kadın sendikada bir kadınla karşılaşmıyor, bir erkekle karşılaşıyor. Bu konuda paylaşmak, örgütlenmekte birçok sorunla karşılaşıyor” dedi. Her alanda eşbaşkanlık ve eş sözcülük sisteminin oluşturulması gerektiğine işaret eden Serpil, bunun özellikle çalışma alanındaki şiddete karşı bir çözüm modeli olacağını dile getirdi. Serpil, "Sendikalarda eşbaşkanlık, eş sözcülük sistemi kadınların çalışma yaşamında daha güçlü olmasını sağlayacak" dedi.
 
'Satiye, kadına yönelik şiddetin somut örneği'
 
Evde erkek şiddeti, işte sömürü çarkı sonucu yaşamını yitiren Satiye Gür'ü örnek veren Serpil, şöyle dedi: "Satiye Gür Çorlu'da bir strafol fabrikasında, ambalaj fabrikasında çalışıyordu. Bu kadın arkadaş evde şiddet görüyordu. İşine giderken onu bir makineye veriyorlar. Satiye çok korkuyor. O makinenin tehlikeli olduğunu biliyor. Annesini arayıp soruyor Satiye, 'Anne ben çok korkuyorum. O makineye girip çalışmak istemiyorum. Fakat işe de gitmek zorundayım. Evde kalmak istemiyorum. Çünkü evde de şiddet var.' Satiye'ye 2 seçenek sunuluyor. Bir taraftan evde eşinden gördüğü şiddet, bir taraftan iş yerinde ağır çalışma koşulları, sömürü ve kendini ifade edememe var. Satiye'nin karar verme hakkı yok. Bilmediği makineyi çalıştırmaya karşı bir seçeneği yok. Satiye bunu bir gün önce annesiyle paylaşıyor. Ertesi gün işe gidiyor ve mesai bitimi sırasında makine içinde en son işlemleri yaparken, yaşamını yitiriyor. Bu örnek aslında kadına yönelik şiddettin nasıl geniş alınması gerektiği konusunda önemlidir." 
 
‘Bu hayatın mağdurları değil, özneleriyiz’
 
Kadına yönelik şiddetin artmasında demokrasinin gelişmemesinin etkili olduğunu vurgulayan Serpil, "HDP olarak kadının her alanda karar aşamalarına katılmalarını istiyoruz. Biz bu hayatın mağdurları değiliz, hayatı inşa eden kadınlarız. Hayatı değiştirmek için yürütülen mücadelenin özneleriyiz. O yüzden bugün Figen, Leyla ismini sayamadığım tüm kadın yoldaşlarım zindanda"  dedi. 
 
‘25 Kasım'a giderken moralliyiz, umutluyuz’
 
Kadın öncülüğünde gelişen mücadeleden umut aldıklarını belirten Serpil, 25 Kasım mesajını ise şöyle verdi: "Türkiye’de 100 yıldır yürütülen özgürlük mücadelesi, özellikle 40 yıldır sürdürülen Kürt özgürlük mücadelesinde kadınların en önde olması, yine Rojava'da kadın öncülüğünde bir yaşamın kurulması, sömürüsüz, özgürlükçü, ekolojik bir yaşam için IŞİD katillerine yönelik verdikleri mücadele, tüm dünyada kadınların aslında neler yapabileceklerini gösterdi. Bütün bunlar hepimize çok büyük umut veriyor. Yeni bir 25 Kasım'a giderken, moralliyiz, umutluyuz, yeni bir yaşamı kadınların öncülüğünde daha da ileriye taşıyacağız. 25 Kasım'ın enternasyonel mücadelenin daha da yükseleceği bir gün olması dileğiyle, alanlarda, sokaklarda olacağız, meydanları dolduracağız. Rengimizle, sesimizle, sloganlarımızla, şiddete karşı bedenimizi, emeğimizi, kimliğimizi savunmak üzere alanlarda olacağız."