Nafaka tartışmasına sokak ne diyor?

  • 09:05 6 Kasım 2018
  • Güncel

 

Safiye Alagaş
 
İSTANBUL - Getirilmek istenen nafaka düzenlemesi ile ilgili sokağın nabzını tuttuk. Gündeme getirilen yasa tasarısını “kadına yönelik şiddet ve baskı aracı” olarak tanımlayan kadınlar, “Nafaka kısıtlanması getirilse veya kaldırılsa dahi kadınlar gördüğü şiddet karşısında her biçimde boşanır. Eğer isterse mutlaka boşanacaktır” dedi.
 
Cumhurbaşkanı'nın açıkladığı “100 Günlük Eylem Planı”nda yer alan nafaka düzenlemesi ile ilgili tartışmalar devam ediyor. Getirilmek istenen düzenleme 2016 yılında “Boşanmaların Önlenmesi Komisyonu”nun kurulmasıyla birlikte gündeme geldi. Düzenlemede tam olarak hangi maddeler olacağı ise muğlaklığını koruyor. Kadınları eve ve eril şiddete mahkum etmek isteyen iktidar, boşanmaların önünü almak için çeşitli önlemler almaya çalışıyor. Kadın örgütleri başta olmak üzere birçok kesim nafakanın kaldırılmasını, ekonomik özgürlüğü olmayan kadınların evliliğe daha bağımlı hale gelmesi ve daha da yoksullaşması olarak değerlendiriyor.
 
Nafaka yasasını birde sokağın nabzını tutarak kadınlara sorduk. 
 
‘Devlet erkeği, erkek de kadını mağdur ediyor’
 
Nafakanın verilmesi gerektiğinin atını çizen Sonay Korkmaz, “Kadın 5 sene 10 sene evli kaldı sonra ayrıldı. 5 yıl kadar verilen nafaka, kadın kendi ayakları üzerinde durmadan kesilebiliyor. Bu sebepten dolayı kadın kendi ayakları üzerinde duruncaya kadar bu nafaka ödenmelidir. Sistemin kadın ve erkek noktasında ciddi sorunları var. İki taraflı düşünmek gerekiyor. Diyelim ki erkek asgari ücretle çalışıyor ayrıldı. Çocuk bakıyor, kira ödüyor nasıl ödesin nafaka. Erkekte zor durumda kadında zor durumda. O zaman kadına istihdam alanları açılması gerekiyor. Erkekler kadınları mağdur ederken, devlette erkekleri mağdur ediyor” dedi.
 
‘Nafaka tartışması kadına yönelik bir şiddet türü’
 
Nafakanın aslı kısılmaması yada kesilmemesi gerektiğini vurgulayan Deniz Demirtaş, bütün kadınların ekonomik özgürlüğünün olmadığının söyledi. Ekonomik özgürlüğü olmayan kadınlara değinen Deniz, “Okula hiç gitmemiş, işi olmayan çok sayıda kadın bulunuyor. Bu nedenle 150 lira bile ilaç gibi geliyor ve kadını bir nebzede olsa rahatlatacak olan nafaka tartışmalarına son verilmelidir. Herkesin bakış açısı ayrı olabilir. Ama bence bu kadına yönelik bir şiddet türü. Büyük bir baskı hattı. Boşanmaktan vazgeçirebilecek bir baskı aracıdır. Psikolojik baskıdır. Ama birinin aklında boşanmak varsa asla vazgeçmez. Vazgeçmemesi de gerekiyor. Olmuyorsa da ilerletmenin hiçbir mantığı yok. Nafaka kısıtlanması getirilse veya kaldırılsa dahi kadınlar gördüğü şiddet karşısında her biçimde boşanır. Eğer isterse mutlaka boşanacaktır” diye konuştu.
 
‘Neden şimdi kaldırılmak isteniyor?’
 
Kadının çalışmaması ve ihtiyacı olması halinde “nafaka verilmelidir” diyen Ayla Koştur da, “Bence kaldırılmamalı. Erkeğin geliri de iyiyse verilmelidir. Neden kaldırılmak isteniyor bilmiyorum. Neden bunca yıldır böyle devam ediyor niye şimdi kaldırılmak isteniyor? Sebep nedir? Boşanmayı zorlaştırmak için yapılıyor. Ama eğer kadın kesin kararlıysa hakikaten zorlamanın bir manası yok. Niye zorlanıyor. Geçinemiyorsa evde huzursuzluk, kötü bir ortam varsa niye kadın adamın kahrını çeksin ki?” diye sordu. 
 
‘Erkeğe bağımlı olmaya yönlendiriliyor’
 
Kadının yeniden evleninceye kadar nafaka almasından yana olduğunu belirten Ayşe Güner ise, şunlara dikkat çekti: “Ben boşanan kadınların başka bir evlilik yapıncaya kadar nafaka alma hakkı olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de kadının söz hakkı maalesef erkekler kadar yok. Her ne kadar eğitimli de olsa kadınların erkeklerden ayrılması o kadar kolay değil. Çok zorluklar yaşanabiliyor. Yaşanan bu zorluklar bir toplum baskısı oluşturuyor. Kadınlar toplum baskısından korkuyor, çekiniyor. O erkeğe bağımlı olmaya adeta yönlendiriliyor. Kadının özgür olması gerekiyor. Hiç kimsenin canını acıtacak fiziksel veya başka şiddet türleri gösterecek durumu engellemek gerekiyor. Yaşanan şiddeti kimsenin kabul etmemesi gerekiyor. Bunları bir şekilde engellemek gerekiyor. Eşitlik durumu olmalıdır. Kadın ve erkeğe eşit şekilde insan olarak görmek gerekiyor. İnsan olarak herkesin özgür iradesiyle karar verip ona göre davranmasından yanayım.”