Avukat Meliha Selvi: İktidar 'terörist' dese de hukuk 'gazeteci' diyor

  • 09:01 31 Ekim 2018
  • Güncel

 

Sibel Özalp-Melike Aydın
 
İZMİR - Gazetecilere yönelik hak ihlalleri, açılan davalar ve tutuklamaları değerlendiren TGS Hukuk Müşaviri Avukat Meliha Selvi, "İktidar tarafından nasıl anlamlandırıldığının bir önemi yok. Yayınlanmış haberleri nedeniyle soruşturmaya uğrayan ve ardından mahkum edilen kişiyi 'terörist' değil 'gazeteci' olarak tanımlıyoruz" dedi.
 
Gerçekleri yazmak ve halka ulaştırmakla görevli olan gazeteciler, "örgüt üyeliği", "örgüt yöneticiliği", "propaganda" ve hatta "casusluk" iddialarıyla yargılanıp, tutuklanırken Türkiye'de gazetecilik, "sarı basın kartı" sahibi olmakla tanımlanıyor. Gazetecilere yönelik hak ihlalleri ve davaları değerlendiren Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Hukuk Müşaviri Avukat Meliha Selvi, yayınlanmış haberleri nedeniyle soruşturmaya uğrayan ve ardından mahkum edilen kişinin “terörist” değil “gazeteci” olarak tanımlandığını belirterek, iktidar tarafından nasıl anlamlandırıldığının bir önemi olmadığını söyledi. 
 
‘Sarı basın kartı gazeteciliğin ön şartı değildir’
 
Yayın organları tarafından yayınlanmış bir haberin gazetecilik faaliyeti olduğunu ifade eden Meliha, "Eğer eylem gazetecilik faaliyeti ise tutuklu gazeteciden söz ediyoruz demektir" dedi. Tutuklu gazetecilerin sarı basın kartının olup olmamasının o kişinin gazeteci olup olmadığıyla ilgili bir tartışma yaratmayacağını vurgulayan Meliha, "Bir yayın organında yayınlanmış bir haber varsa bunu bir gazeteci oluşturmuştur, sarı basın kartının olmaması o kişiyi gazeteci olmaktan çıkarmaz" diye konuştu. 
 
Zira sarı basın kartının zorunlu bir kart olmadığını da hatırlatan Meliha, "Sarı basın kartı gazeteciliğin olmazsa olmazı, ön şartı değildir" dedi. Sarı basın kartı sahibi olmanın ihtiyari olduğunu söyleyen Meliha, kişinin isteğine bağlı olduğunu ve gazetecinin dilerse belli şartları yerine getirerek sarı basın kartı sahibi olabileceğini kaydetti. 
 
'Gazeteci kimliğini meslek örgütleri belirler’
 
Gazetecinin “gazeteci” olduğuna meslek örgütlerinin karar vermesi gerektiğinin altını çizen Meliha, şöyle dedi: "Daha önce bu kartları Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan sarı basın kartları komisyonu veriyordu. Bu komisyonunda gazetecilik örgütleri de vardı.  Nihayetinde Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü bünyesinde tutuluyordu ama  'Biz sadece kırtasiye işi yapıyoruz aslında sizin kartınızı meslek örgütü veriyor biz sadece yükünü taşıyoruz' diyordu. Şimdi Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak düzenlendi. Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü kapatıldı. Bundan önce zaten sarı basın kartları yönetmeliği değiştirilmişti. Burada artık Cumhurbaşkanlığı sarı basın kartlarının verilmesinde doğrudan çok etkili konumda." 
 
'Tutuklu gazeteci' kavramı!
 
Daha önceki yıllarda tutuklu gazetecilerle ilgili yapılan isim listeleri, yürüyüşler ve farklı etkinlikleri hatırlatan Meliha, TGS'nin “tutuklu gazeteciler” kavramını Türkiye gündemine soktuğunu kaydetti. 
 
'Tekelleşme ile haber alma hakkından uzaklaşılıyor' 
 
Basının dördüncü kuvvet olduğu demokratik ülkelerde yasama-yürütme ve yargının birbirinden bağımsız üç ayrı kuvvet olarak varlığını sürdürdüğünü kaydeden Meliha, "Halkın haber alma hakkı, yasama-yürütme ve yargının birbirinden bağımsız çalışmaları, demokrasinin temel insan haklarının güvencesidir" diye vurguladı. Meliha, basındaki tekelleşmenin netleştiği, keskinleştiği dönemlerde halkın haber alma hakkından giderek uzaklaşıldığını ve bu hakkın gerçekleşmediğini belirtti. 
 
'Sendikal örgütlenme neden gerekli?'
 
"Tekel basın sadece o tekelin seçtiği, haberden çok propagandaya dönüşmüş iletişimin halka iletildiği bir basın haline geliyor" diyen Meliha, sendikal örgütlenmenin önemini de şöyle aktardı: "Sendikal örgütlenme burada nerede? Gazetecilerin bütün diğer topluluklar gibi birlikte hareket edebildikleri oranda bir güçleri var. Birlikte hareket etmenin yolu da meslek örgütünde örgütlenmekten geçer. Demokratik kitle örgütü içinde gazetecinin varlığını göstermesi, tekel propaganda haberlere direnme gücü verecektir. Gazetecilikten kaynaklanan, mesleki iş hukukundan kaynaklanan haklarını da almasını sağlayacaktır. Bu anlamda örgütlülük bütün meslek kollarında olduğu gibi kıymetlidir ama gazetecilik meslek kolunda özellikle halkın haber alma hakkının da sağlanması yönünden çok kıymetlidir. Örgütlülük çok değerli ve demokrasinin olmazsa olmazıdır."