Gülsüm Kav: Asıl gündem kadın ve çocukların korunması olmalı

  • 09:09 16 Ekim 2018
  • Güncel

 

İSTANBUL - Af tasarısının bu haliyle kadın ve çocukları korumadığını belirten Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav, asıl gündemin kadın ve çocukların korunması olması gerektiğini vurgulayarak, “Toplum için sarsıcı olur. Şiddeti normalleştirecek. Her gün kadına şiddet haberleri alırken gündemde af olmamalı” dedi.
 
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 12 Mayıs’ta “organize suç örgütü” liderliğinden hükümlü Alaattin Çakıcı ve Kürşat Yılmaz gibi isimleri öne sürerek gündeme getirdiği af tartışmaları kadınların birinci gündemlerinden. MHP, 24 Eylül’de af teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı'na sundu. Söz konusu tasarı yasalaştığı takdirde, 19 Mayıs 2018'den önce işlenen suçlarda geçerli olmak üzere 162 bin 989 kişi aftan faydalanacak. Kadın ve çocuklara yönelik “kasten” işlenen suçların tasarıyı kapsamadığı belirtiliyor. Ancak kadın ve çocuklara karşı işlenen suçların hemen hemen hepsi “ağır tahrik” altında işlendiği ileri sürülerek cezalar veriliyor.
 
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav, modern ceza hukuku ve insan merkezli hukuklarda affın prensip olarak reddedilemeyeceğini söyledi. Suçluyla intikamcı bir şekilde uğraşma değil topluma kazandırılmasının esas alınması gerektiğini dile getiren Gülsüm, “Ben affa karşı değilim. Bununla beraber af paketinde ne olduğu içeriği ve nasıl gündeme geldiği her seferinde değerlendirilir. Af teklifinin gündeme geliş yolu kabul edilebilir yol değil. Bir çıkar meselesiyle böyle gündeme gelmesi baştan kabul edilemez. Yani af gündeme gelebilir ancak gerçek ve toplumsal ihtiyaç üzerinden gelebilir” dedi. 
 
‘Toplum için sarsıcı olur’
 
Kadın örgütlerinin ve toplumun “Özgecan yasası” diye adlandırdığı yasanın toplumsal ihtiyaç üzerinden gelen bir yasa talebi olduğunu hatırlatan Gülsüm, “Toplumun geniş kesiminin gerçek ihtiyacını dile getiren ve onu sembolize eden bir isim varsa böyle gündeme gelir. Şimdi karşımıza gelen af tasarısında böyle bir şey yok. Mafya suçlularının adıyla topluma zarar verecek, olumsuz olacak kişilerin adına atfen affın gündeme gelmesi o toplum için çok sarsıcı olumsuzlukları yaratacak bir durumdur” diye konuştu.  
 
‘Her gün şiddet haberi alırken gündeme af gelmemeli’
 
Tasarının içeriğinin sürekli değiştiğine dikkat çeken Gülsüm, af tartışmalarının ilk gündeme geldiğinde toplumun verdiği tepki üzerine kadın ve çocuklara yönelik suçların kapsam dışı bırakılacağının açıklandığına işaret etti. Gülsüm, şöyle devam etti: “Ama kapsam dışı tutulacak şekline baktığımızda kadına, çocuğa karşı ‘kasten’ işlenmiş suçlar deniliyor. Oysa biz biliyoruz ki kadın ve çocuğa ilişkin işlenen suçlar sadece bunlarla sınırlı değil. Çok çeşitli şiddet türü var. Hemen hemen her gün yaşıyoruz. Kamusal alanda, saldırıdan cinsel taciz gibi birçok şiddet türü var. Helin Palandöken’in hayatını kayıp etmesine giden süreçte ısrarlı takip dediğimiz gündeme bile girmeyen bir konu var. Başka bir suçtan içeri giren birisi çıktığında ilk işi kadını öldürmek olabiliyor. Benzer pek çok durum ile karşılaşıyoruz. ‘Cezaevinden izinli çıktı karısını öldürdü.’ ‘Cezaevinden tahliye oldu karısını öldürdü.’ Bu sanıklar sonsuza kadar cezaevinde kalsın demiyorum. Ama çocukları ve kadınları korumanın yolları bulunsun. Her gün birden fazla kadın öldürülüyor. Her gün çocuk istismarları haberi alıyoruz.”
 
‘Genel olarak şiddeti normalleştirecek’
 
Asıl gündemin kadın ve çocukların korunması olması gerektiğinin altını çizen Gülsüm, affın kapsamının henüz netleşmediğini ancak tasarının bu haliyle kadın ve çocukları korumadığını söyledi. Topluma çok olumsuz örnek olacak kişileri koruma ve onlara atfen olduğu için çok büyük zararlar getireceğini ifade eden Gülsüm, “Genel olarak şiddeti normalleştirecek bir yaklaşımdır. Asla kabul edilemez. 2010 yılından bu yana yüzlerce kadın cinayeti, kadına şiddet davamızda hiçbir zaman kolaylıkla ‘kasten’ olduğu kanıtlanamıyor. Zaten sanıkların ilk kendini savunduğu şey ‘bir anda kendimi kayıp ettim’ deyip suçu ağırlaştıran, cezayı ağırlaştıran ‘tasarlanmış suç, tasarlanmış şiddet’ten hemen uzaklaşmaya, cezayı almamaya çalışıyorlar. 8 sene içerisinde sadece bir sanık ‘ben cezaevine girdiğimde, çıktığım gün karımı öldürmeyi kafama koymuştum’ dedi. Çıktığı gün karısını onu boşadığı gerekçesiyle öldürdü. Bu itiraf tasarlanmışlığın kanıtı sayıldı. Onun dışında istisnasız tüm kadın katilleri zaten tasarlamadığını savunuyor. Oradan indirim alıyorlar. Dolayısıyla bizim davamızda ‘kasten’ işlenmiş suçları kanıtlamak çok zor. Buda bu kapsam içerisinde o olduğu için tümüyle buraya yüklenecekler. Bu açıdan çok tehlikeli” ifadelerini kullandı.