‘Kıskançlık’, ‘sevgi’ adı altında psikolojik şiddet: Özgüvenin kırılmasıyla başlıyor

  • 09:06 16 Ekim 2018
  • Yaşam

 

İSTANBUL - Erkek arkadaşı tarafından sistematik şiddete maruz kalan M.L., gün gün yaşadıklarının kendisini nasıl bir noktaya getirdiğini anlattı. Zaman içinde onu yaşamdan soyutlayan, yalnızlaştıran ve suçluluk duygusu yaratan psikolojik şiddete karşı mücadele veren M., “Sonunda onu terk ettim ve bende gördüğü o güçlü kadını yaratmaya başladım” dedi. 
 
Kadınlar en fazla yakınındaki erkekler tarafından şiddete maruz bırakılırken, bu şiddet biçimlerinden biri de özellikle psikolojik bir şiddet türü olduğu için fark etmenin dahi zor olduğu flört şiddeti. Erkek arkadaşı tarafından sistematik psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kalan M.L., milyonlarca kadının yaşadıklarına bir örnek. 
 
Sistematik şiddetin nasıl başladığını anlatan M., zaman içinde nasıl bir otosansüre dönüştüğünü şöyle anlattı: "Senin bu saatte ne işin var? Gecenin bu saatinde nereden geliyorsun? Alkol mu aldın? Sen o suratındaki makyajın dağılacağını bilmiyor muydun? diyerek darp edildim. Onun öncesinde de birkaç kere darp edilmiştim. Kıyafet, makyaj, görüştüğüm insanlar, arkadaşlarım hayatımın her alanına her şekilde bir müdahale söz konusuydu. İlişkimiz boyunca böyle bin şiddete maruz kaldım. İstediği şeyleri yapmıyorum diye beni her defasında ‘cezalandırıyordu.’ Artık ondan korkuyordum. Herhangi bir şey yaptığımda ‘acaba o ne der, ne söyler, ne tepki gösterir’ diye sürekli kendimi sansürlemek zorunda kalıyordum. Hiçbir zaman ben olamadım." 
 
‘Özgür kadın erkekler için bir tehlike’
 
Erkeklerin özgür kadını bir “tehlike” olarak gördüğünü ve bu yüzden sürekli baskıladıklarını ifade eden M., "Bir şekilde o kadının kanatlarını kendilerine bir tehlike unsuru olarak görüyorlar. En başta o kanatları kırarak başlıyorlar. Çünkü bir kafesin içine koymak, denetlemek istiyor. Başlarda her şey çok güzeldi. Feminist düşüncelere sahip, son derece ‘aydın’ olduğunu düşündüğüm, kadın özgürlük hareketine değer verdiğini düşündüğüm bir erkeğin böyle bir şey yapacağını hiç hayal edemezdim. Hiç öyle bir portre çizmemişti. Ama zaman içinde baskı ve şiddet ortaya çıktı. Kadını nesneleştirmeye başlıyor. Saçına, yaşam tarzına, görüştüğün arkadaşlarına karışıyor. Bir yerden sonra senin yaşam tarzın onu rahatsız ediyor. Bunu ‘kıskançlık’ ya da ‘sevgi’ adı altında yapıyor. Seni düşündüğünü dile getirerek yapıyor" dedi.
 
'Erkekliğin kutsandığı bir toplumda büyütülüyorlar’ 
 
Erkek şiddetinin kaynağında eril zihniyet ve toplumsal cinsiyet rolleri olduğuna vurgu yapan M., "Hayatları boyunca babaları tarafından övülen, aile içerisinde ayrı bir yere konulan, anneleri tarafından bile farklı bir yere konulan ve erkekliğin kutsallaştırıldığı bir toplumda büyütülüyorlar. Kendi ilişki biçimlerinde de doğru olanı o olarak kabul ediyorlar. Kadının geri planda durmasını, evde oturmasını istiyorlar” diye konuştu.  
 
'Yalnızlaştırmaya başlıyor’ 
 
"Kıskançlık" adı altında maruz bırakıldığı şiddetten söz eden M., bu durumu ise "İlişki öyle bir raddeye varıyor ki erkek seni yalnızlaştırmaya başlıyor. En başta senden başlıyor. En başta seni değiştirmeye başlıyor. Fiziksel olarak seni değiştirmeye başlıyor. Sonra inceden inceye kafa olarak değiştiriyor. Psikolojik şiddetle özgüveni düşürüyor. Psikolojik şiddetle, hakaretlerle özgüvenini düşürüyor, çevrenden koparıyor. O çembere hapsediyor” sözleriyle özetledi. 
 
'İnce ince işleyen bir psikolojik şiddet'
 
Erkeğin isteklerine boyun eğmenin bir süre sonra baskıya dönüştüğüne işaret eden M., "Kendin olmaktan çıkıyorsun ve senin üzerinde öyle bir suçluluk psikolojisi yaratıyor ki hiçbir şekilde haklı çıkamıyorsun. Yaratmış olduğu şey nedeniyle her defasında o haklı çıkıyor. Bunu çok sonradan anladım belki ama beni o psikolojiye soktuğu için her defasında suçlu olanın kendim olduğunu düşündüm. Her gün ince ince işleyen bir psikolojik şiddet uyguluyor. Çevremden kendimi soyutladığımı fark ettim. Şiddet gördüğümü aktardığım birkaç arkadaşım da yine son derece sert tepkilerle beni yalnızlaştırıyor. Ben onun yanındayım ve kendimi kötü hissetmeye başlamıştım. Zaman içerisinde oluşan travmatik durumdan, o ortamdan bir şekilde uzaklaşmam gerektiğine inandım. O yüzden hem o erkeği hem de o kenti terk ettim” ifadelerini kullandı. 
 
‘Güçlü kadını yaratmaya başladım’ 
 
Şimdilerde psikolojik olarak bu durumu atlattığını söyleyen M., son olarak "Artık onun istemediği, bende gördüğü o güçlü kadını yaratmaya başladım. Travmaların hepsini atlatıp yeni bir hayat kurdum. O bu hayata da müdahil olmak istedi. Ama izin vermeyeceğim” dedi.